<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dersimiz Atatürk. Fotoğraflarla Ve Belgelerle Bize Anlatılmayan Atatürk</title>
	<atom:link href="http://www.ataturkum.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ataturkum.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Jan 2010 20:50:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Siyasi Hayatı</title>
		<link>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-siyasi-hayati/</link>
		<comments>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-siyasi-hayati/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 20:46:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyasi Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[]]></category>
		<category><![CDATA["Manastır'a 3. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da"]]></category>
		<category><![CDATA[1927 yılı]]></category>
		<category><![CDATA[angarya ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk anlatılmayan hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk mahalle mektebinde]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ün askeri mektebini bitirdik ten sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk zamanında abd ile ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Çocukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Siyasi Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[atatürküm]]></category>
		<category><![CDATA[ataturkum. org]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün çocuklarla çekilmiş fotografları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün türk kadınıyla çekilmiş resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[bize anlatılmayan atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[dersimiz ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[dersimiz atatürk 1907]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğrafla atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraflarla atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraflarla atatürk atatürkün siyasi hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraflarla atatürkün hayatı kronolojik sırayla]]></category>
		<category><![CDATA[fotolarla atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[harp okulu joseph grew]]></category>
		<category><![CDATA[http://ataturkum.org/]]></category>
		<category><![CDATA[info:ataturkum.org]]></category>
		<category><![CDATA[izmirin siyasi hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kocakasım mahallesi ıslahhane caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[küçük fotoğraflarla atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[küçük hafızlar zeybek]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürkün 1881 1927yılı arasındaki savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda bize anlatılmayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[picardiye manevraları]]></category>
		<category><![CDATA[site:ataturkum.org]]></category>
		<category><![CDATA[www.ataturk.com]]></category>
		<category><![CDATA[www.ataturkum.org]]></category>
		<category><![CDATA[ Fotoğraflarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraflarla Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturkum.org/?p=108</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk’ün siyasi etkinlikleri daha Harp okulu ve Harp akademisinde öğrencilik yıllarında başladı. Osmanlı Devleti’nin geçirdiği bunalıma çare bulma isteğiyle toplantılar düzenledi. Bu kendi vatanı ve milletine olan sevgisinden kaynaklanıyordu.
Komutanlık yıllarında Şam’da görevliyken Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdu, Selanik’te görevlendirilmesinden sonra İttihat ve Terrakki Cemiyetinin etkinliklerine katıldı. Amacı ülkeye hürriyetçi ve halkın mecliste temsil edildiği bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk’ün siyasi etkinlikleri daha Harp okulu ve Harp akademisinde öğrencilik yıllarında başladı. Osmanlı Devleti’nin geçirdiği bunalıma çare bulma isteğiyle toplantılar düzenledi. Bu kendi vatanı ve milletine olan sevgisinden kaynaklanıyordu.</p>
<p>Komutanlık yıllarında Şam’da görevliyken Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdu, Selanik’te görevlendirilmesinden sonra İttihat ve Terrakki Cemiyetinin etkinliklerine katıldı. Amacı ülkeye hürriyetçi ve halkın mecliste temsil edildiği bir yönetimi getirmekti.</p>
<p>Atatürk kurtuluş savaşı döneminde yöneticilik yönüyle ön plana çıktı. Bağımsızlığın kazanılması için halkın desteğini kazanmaya önem verdi. Atatürk’e göre bağımsızlık için mücadele tüm ulusun desteğine ve etkin bir biçimde harekete katılmasına dayanmalıydı. 19 yy.da bazı Asya ve Afrika devletlerinin bağımsızlık hareketlerine, nüfusun ancak belirli bir bölümü katılmış ve başarısızlıkla sonuçlanmıştır</p>
<p>Atatürk’e göre ulusal bağımsızlık mücadelesi, tüm dünyaya açık bir biçimde ve halkın etkin desteğiyle yürütülmeliydi. Bu yüzden Atatürk halktan kopuk gizli örgütler içinde çalışmamış ve işgalci güçlere karşı düzensiz çete savaşlarına ve savaşçılarına güvenmemiştir.</p>
<p>Tamamen bir örgüt adamı olan Atatürk tüm misyonu boyunca meşrutiyet ilkesi ve hukuka bağlı kaldı. Mücadele için çok geniş ve etkin bir örgütlenmeye girişti. Dönemin öteki devlet kurucuları kendilerini destekleyen çok az örgüte sahip oldukları için, kurdukları devletler, bağımsızlık sonrası karışıklıklar içine girmiştir. Atatürk ise İzmir’in işgalinden sonra hemen Samsun’a geçerek dağınık direniş hareketlerini, yurtsever ordu komutanlarını tek komuta altında birleştirdi.</p>
<p>Atatürk’e göre uzun sürede yıkılmayacak sağlam ve gerçek cephe, halkın birliğinin oluşturduğu iç cepheydi. Bu yüzden önce Ankara’nın denetimini kabul etmeyen direnme hareketlerini aştı. Güçlü bir örgütlenme ile ülkenin iç bütünlüğünü sağladı.</p>
<p>Atatürk tüm mücadelesi boyunca hukuka bağlılığını bırakmadı. Osmanlı hükümeti resmen çalışamaz hale gelinceye kadar T.B.M.M.’deki çalışmalarında Osmanlı Hükümetini tamamen reddetmedi.</p>
<p>Atatürk’ün mücadelesinin özü, ulusal ve savunulabilir sınırlar içinde modern bir Türk devletinin kurulmasıydı. Kurtuluş savaşı sonrası mutlak gereklilik dışındaki konularda ödün vermekten çekinmemişti. Askeri harekatı olabilecek en erken zamanda bitirip daha önemli olan kurulacak  devleti örgütleme ve reformlarla çağdaş uygarlık düzeyine yükseltme çalışmalarına başladı.</p>
<p>Atatürk üstün bir komutan olduğu kadar iyi bir diplomattı.</p>
<p>Dış politikada duygusal ve serüvenci değildi. Ülkenin çıkarlarına en uygun düşen politikayı izlemişti. Ülkenin dış sorunlarını barışsal yöntemlerle çözmeyi amaçlamıştı. Ona göre savaş kaçınılmaz ve yaşamsal olmalıydı. Milletin hayatı söz konusu olmadıkça savaş suçtu. Bu siyasetini Yurtta barış, Dünyada barış sözüyle belirtmişti. İsmet İnönü’nün de dediği gibi askeri harekatla kazanabileceklerinden daha fazla bölge, insan ve madde kaybı olmaksızın diplomasi yoluyla kazanılmıştı.</p>
<p>Atatürk çağdaş uygarlığa bağlıydı. O’na göre Osmanlı’nın yıkılmasında temel nedenlerden biri de Avrupa ile bağlarının kesilmesi idi. Bu yanlışın tekrar yapılmamasını söylemişti. O’nun kesin inancına göre, uluslar bağımsızlıkları için mücadelede başarılı bile olsalar, gelişme ve modernleşme yolunu gericiliğin ve karanlığın engellerinden temizleyemedikleri takdirde, çağdaş düşünce ve dünya ile uyumlu bir şekilde yaşayamazlar ve eninde sonunda daha gelişmiş devletlerin kuklası olurlardı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-siyasi-hayati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Askeri Hayatı</title>
		<link>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-askeri-hayati/</link>
		<comments>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-askeri-hayati/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 20:42:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askeri Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Askeri Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün askari hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün askerlik yılları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün rütbe yılları]]></category>
		<category><![CDATA[m.k.atatürk ün asker hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[oğlan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturkum.org/?p=106</guid>
		<description><![CDATA[Manastır Askeri İdadi’sini 1896-1899 yılları arasında bitirdikten sonra, İstanbul’da Harp Okulu’ndan 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu. Daha sonra Harp Akademisine devam eden Mustafa Kemal, 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademiyi bitirdi.
1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de  Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu ve Manastır’a 3. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Manastır Askeri İdadi’sini 1896-1899 yılları arasında bitirdikten sonra, İstanbul’da Harp Okulu’ndan 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu. Daha sonra Harp Akademisine devam eden Mustafa Kemal, 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademiyi bitirdi.</p>
<p>1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de  Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu ve Manastır’a 3. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görevlendirildi.</p>
<p>1910 yılında Fransa’ya gönderildi ve Picardiye Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.</p>
<p>İtalyanlara karşı 22 Aralık 1911’de Tobruk Savaşı’nda zafer elde etti. 6 Mart 1912 yılında Derne komutanlığı yaptı. Balkan Savaşları’nın başlaması ile birlikte, Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle beraber savaşa katıldı.</p>
<p>Mustafa Kemal 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. 1914 yılında yarbay rütbesine yükseldi. Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması ve Osmanlı İmparatorluğu’nun da savaşa girmek zorunda bırakılmasının ardından, Tekirdağ’da 19. Tümeni kurmak üzere görevlendirildi.</p>
<p>18 Mart 1915’te Çanakkale’de Mustafa Kemal önderliğinde “Çanakkale Geçilmez” destanını yazan Türk ordusu, 250.000 den fazla şehit vererek bir ulusun adeta yok edilmesini önlemiştir. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’nda, düşman kuvvetlerini Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’n da durdurmuştur. Bu başarının ardından da Albay rütbesine yükselmiştir.</p>
<p>Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferi’ni, 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar Zaferlerini kazanarak Türk ulusunun bağımsızlık mücadelesinin kazanılmasında askerlerine söylediği şu sözü büyük rol oynamıştır, “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.”</p>
<p>Mustafa Kemal 1916 yılında Edirne ve Diyarbakır’da görev almış ve 1 Nisan 1916’da Tümgeneralliğe yükselmiştir.</p>
<p>Ruslarla savaşarak Bitlis ve Muş’un geri alınmasını sağladı. Halep ve Şam’da kısa bir süreliğine görev aldıktan sonra 1917’de İstanbul’a geldi. 15 Ağustos 1918’de 7. Ordu Komutanı olarak Halep’e tekrar döndü. Burada İngilizlere karşı başarılı savunma savaşları yaptı. 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı’na getirildi. 13 Kasım 1918’de İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.</p>
<p>İtilaf Devletleri’nin Osmanlı topraklarını işgale başlamaları üzerine, 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsuna çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesini yayımlayarak Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919’da Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresini yaparak kurtuluş mücadelesinde izlenecek yolu belirledi.</p>
<p>23 Nisan 1920’de T.B.M.M’nin açılması ile beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda çok büyük bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığı’na Mustafa Kemal seçildi. İlk önceleri Kuva-i Milliye adlı milis kuvvetler ile yürütülen bağımsızlık mücadelesine düzenli ordu kurularak devam edildi. 20 Eylül 1920’de Sarıkamış’ta, 30 Ekim 1920’de Kars’ta, 7 Kasım 1920’de Gümrü’de, 1919- 1921 tarihleri arasında Çukurova, Maraş, Antep, Urfa savunmalarında başarılar elde edilmiş; 23 Ağustos – 13 Eylül 1921’de Sakarya Zaferi, 6 – 10 Ocak 1921’de I. İnönü, 23 Mart – 1 Nisan 1921’de II. İnönü Zaferi kazanılmıştır.</p>
<p>26 Ağustos – 9 Eylül 1922 tarihleri arasında da Büyük Taarruz, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve Büyük Zafer kazanılmıştır. Sakarya Zaferi sonrası Mustafa Kemal’e T.B.M.M’nce Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verildi.</p>
<p>Türk Kurtuluş Savaşı 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile son buldu ve yeni Türk Devletinin kurulması çalışmalarına başlandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-askeri-hayati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Çocukluğu</title>
		<link>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-cocuklugu/</link>
		<comments>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-cocuklugu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 20:39:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ün çocuklugu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Çocukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[atatürküm çocukluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturkum.org/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Mustafa okula başlama çağına gelince, geleneklere bağlı annesiyle modern düşünceli babası arasında bir çatışma olur.
Zübeyde Hanım, küçük Mustafa&#8217;nın, ilâhiyle Hafız Mehmet Efendi&#8217;nin mahalle mektebine, Ali Rıza Efendi ise modern öğretimde bulunan Şemsi Efendi&#8217;nin özel okuluna gitmesini ister. Sonunda Ali Rıza Efendi, bir çıkar yol bulur : Küçük Mustafa, ilk öğrenimine bir süre annesinin arzusuna uyarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa okula başlama çağına gelince, geleneklere bağlı annesiyle modern düşünceli babası arasında bir çatışma olur.</p>
<p>Zübeyde Hanım, küçük Mustafa&#8217;nın, ilâhiyle Hafız Mehmet Efendi&#8217;nin mahalle mektebine, Ali Rıza Efendi ise modern öğretimde bulunan Şemsi Efendi&#8217;nin özel okuluna gitmesini ister. Sonunda Ali Rıza Efendi, bir çıkar yol bulur : Küçük Mustafa, ilk öğrenimine bir süre annesinin arzusuna uyarak Hafız Mehmet Efendi&#8217;nin mahalle mektebinde devam etti ; fakat çok geçmeden babasının isteği ile Selânik&#8217;te çağdaş eğitim yapan Şemsi Efendi Mektebi&#8217;ne geçti ve ilkokulu burada bitirdi. Şemsi Efendi, yeni öğrencisinin yeteneklerini ve zekâsını takdir ettiğinden, küçük Mustafa&#8217;nın kendi okulunda bulunmasından son derece memnundu.</p>
<p>Küçük Mustafa, bu okulda okurken babasını kaybetmiştir. Bu sıralarda isimleri Makbule ve Naciye olmak üzere kendisinden küçük iki kız kardeşi bulunuyordu. Babaları öldüğü zaman küçük Mustafa yedi, Makbule bir yaşını henüz doldurmuştu ; Naciye ise kırk günlüktü. Bu en küçük kardeşleri genç kız iken Selânik&#8217;te vefat etmiştir.</p>
<p>1888 yılında Ali Rıza Efendi&#8217;nin ölmesi üzerine, yedi-sekiz yaşlarında yetim kalan küçük Mustafa&#8217;nın büyütülmesi ve yetiştirilmesi görevi, büyük Türk kadını Zübeyde Hanım&#8217;a düştü. Bunun üzerine, Zübeyde Hanım, üç çocuğu ile bir süre Selânik yakınlarındaki Rapla çiftliğinde subaşılık yapan kardeşi Hüseyin Efendi&#8217;nin yanına yerleşti. Çiftlik hayatı nedeniyle küçük Mustafa&#8217;nın öğrenimi ister istemez bir süre aksamıştı. Fakat çok geçmeden Selânik&#8217;e dönerek halasının yanında, bıraktığı yerden öğrenimine devam etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-cocuklugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Hayatı</title>
		<link>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-hayati/</link>
		<comments>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-hayati/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 20:10:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Kronolojik Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturkum.org/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik&#8217;te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi&#8217;ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım&#8217;dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın&#8217;dan Makedonya&#8217;ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik&#8217;te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi&#8217;ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım&#8217;dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın&#8217;dan Makedonya&#8217;ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım&#8217;la evlendi. Atatürk&#8217;ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.</p>
<p>Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi&#8217;nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi&#8217;ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği&#8217;nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik&#8217;e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi&#8217;ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye&#8217;ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına &#8220;Kemal&#8221; i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi&#8217;sini bitirip, İstanbul&#8217;da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi&#8217;ne devam etti. 11 Ocak 1905&#8242;te yüzbaşı rütbesiyle Akademi&#8217;yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam&#8217;da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907&#8242;de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır&#8217;a III. Ordu&#8217;ya atandı. 19 Nisan 1909&#8242;da İstanbul&#8217;a giren Hareket Ordusu&#8217;nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa&#8217;ya gönderildi. Picardie Manevraları&#8217;na katıldı. 1911 yılında İstanbul&#8217;da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.</p>
<p>1911 yılında İtalyanların Trablusgarp&#8217;a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911&#8242;de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912&#8242;de Derne Komutanlığına getirildi.</p>
<p>Ekim 1912&#8242;de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır&#8217;daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne&#8217;nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915&#8242;te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ&#8217;da görevlendirildi.</p>
<p>1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı&#8217;nda, Mustafa Kemal Çanakkale&#8217;de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine &#8220;Çanakkale geçilmez! &#8221; dedirtti. 18 Mart 1915&#8242;te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası&#8217;na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915&#8242;te Arıburnu&#8217;na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal&#8217;in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı&#8217;nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915&#8242;te Arıburnu&#8217;nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos&#8217;ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos&#8217;ta Kireçtepe, 21 Ağustos&#8217;ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal&#8217;in askerlerine &#8220;Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!&#8221; emri cephenin kaderini değiştirmiştir.</p>
<p>Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları&#8217;dan sonra 1916&#8242;da Edirne ve Diyarbakır&#8217;da görev aldı. 1 Nisan 1916&#8242;da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis&#8217;in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep&#8217;teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917&#8242;de İstanbul&#8217;a geldi. Velihat Vahidettin Efendi&#8217;yle Almanya&#8217;ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad&#8217;a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918&#8242;de Halep&#8217;e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi&#8217;nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918&#8242;de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918&#8242;de İstanbul&#8217;a gelip Harbiye Nezâreti&#8217;nde (Bakanlığında) göreve başladı.</p>
<p>Mondros Mütarekesi&#8217;nden sonra İtilaf Devletleri&#8217;nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919&#8242;da Samsun&#8217;a çıktı. 22 Haziran 1919&#8242;da Amasya&#8217;da yayımladığı genelgeyle &#8220;Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını &#8221; ilan edip Sivas Kongresi&#8217;ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz &#8211; 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 &#8211; 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi&#8217;ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919&#8242;da Ankara&#8217;da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920&#8242;de Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı&#8217;nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.</p>
<p>Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919&#8242;da Yunanlıların İzmir&#8217;I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması&#8217;nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nu paylaşan I. Dünya Savaşı&#8217;nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye &#8211; ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.</p>
<p>Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:</p>
<p>    *</p>
<p>      Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü&#8217;nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.<br />
    *</p>
<p>      Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)<br />
    *</p>
<p>      I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)<br />
    *</p>
<p>      II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)<br />
    *</p>
<p>      Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)<br />
    *</p>
<p>      Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922) </p>
<p>Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921&#8242;de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal&#8217;e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923&#8242;te imzalanan Lozan Antlaşması&#8217;yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması&#8217;yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.</p>
<p>23 Nisan 1920&#8242;de Ankara&#8217;da TBMM&#8217;nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı&#8217;nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922&#8242;de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu&#8217;yla yönetim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923&#8242;te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet&#8217;in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, &#8220;Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir&#8221; ve &#8220;Yurtta barış cihanda</p>
<p>barış&#8221; temelleri üzerinde yükselmeye başladı.</p>
<p>Atatürk Türkiye&#8217;yi &#8220;Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak&#8221; amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:</p>
<p>1. Siyasal Devrimler:<br />
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)<br />
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)<br />
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)</p>
<p>2. Toplumsal Devrimler<br />
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)<br />
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)<br />
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)<br />
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)<br />
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)<br />
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)</p>
<p>3. Hukuk Devrimi :<br />
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)<br />
· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)</p>
<p>4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:<br />
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)<br />
· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)<br />
· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)<br />
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)<br />
· Güzel sanatlarda yenilikler</p>
<p>5. Ekonomi Alanında Devrimler:<br />
· Aşârın kaldırılması<br />
· Çiftçinin özendirilmesi<br />
· Örnek çiftliklerin kurulması<br />
· Sanayiyi Teşvik Kanunu&#8217;nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması<br />
· I. ve II. Kalkınma Planları&#8217;nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması</p>
<p>Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934&#8242;de TBMM&#8217;nce Mustafa Kemal&#8217;e &#8220;Atatürk&#8221; soyadı verildi.</p>
<p>Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk&#8217;ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.</p>
<p>Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye&#8217;yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.</p>
<p>15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı&#8217;nı ve Cumhuriyet&#8217;in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku&#8217;nu okudu.</p>
<p>Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923&#8242;de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.<br />
1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox&#8217;a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği&#8217;ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu.</p>
<p>ATATÜRK&#8217;ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ</p>
<p>Atatürk&#8217;ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova&#8217;da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara&#8217;ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana&#8217;ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atatürk, çok yorgun düştü. Ülkü edindiğimillî dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs&#8217;ta Ankara&#8217;ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul&#8217;a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu.</p>
<p>Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı&#8217;nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul&#8217;a gelen Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938&#8242;de Hatay Antlaşması&#8217;nın yürürlüğe girmesi Atatürk&#8217;ü çok sevindirip moralini düzeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona&#8217;da kalan Atatürk&#8217;ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı&#8217;na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O&#8217;nun hastalığını duyan Türk halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938&#8242;de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara&#8217;ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı.</p>
<p>29 Ekim 1938&#8242;de kahraman Türk Ordusu&#8217;na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar tarafından okundu. &#8220;Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!&#8221; sözü ile Türk Ordusu&#8217;nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda &#8220;Türk vatanının ve Türk&#8217;lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır&#8221; diyerek Türk Ordusu&#8217;na olan güvenini belirtmiştir.</p>
<p>Atatürk 1 Kasım 1938&#8242;de Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim ve kültür konularına da temas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul Üniversitesi&#8217;nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi&#8217;nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden Terbiyesi Kanunu&#8217;nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Atatürk, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk&#8217;ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü uyguladı. Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler. 16 Kasım günü Atatürk&#8217;ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı&#8217;nın büyük tören salonunda katafalka konuldu.<br />
Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı&#8217;na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyiİzmit&#8217;e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara&#8217;ya getirilmek üzere hareket edildi.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk&#8217;ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu. Türk milleti daha sonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe&#8217;de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953&#8242;te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk&#8217;ün naaşı Anıtkabir&#8217;e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturkun-hayati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Roosvelt</title>
		<link>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturk-ve-roosvelt/</link>
		<comments>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturk-ve-roosvelt/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 19:41:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA["bu fırsattan istifade ederek amerika birleşik devletleri hakkındaki hayranlığımı tekrar bildirmek isterim]]></category>
		<category><![CDATA[1929 amerika cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[1933 abd başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[abd büyükelçisinin atatürke övgüsü]]></category>
		<category><![CDATA[amerika başkanı atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[askeri üniformalı atatürk fotoları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk abd dostluğu]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk askeri üniformalı fotoları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Roosvelt]]></category>
		<category><![CDATA[bilhassa ki]]></category>
		<category><![CDATA[bizim iki memleketimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Calvin Coolidge atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[eski yıllarda amerika başkanının Atatürke ziyareti]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraflarla kısaca atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[iyi bir devlet lideri roosvelt]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal askeri üniformalı]]></category>
		<category><![CDATA[roosvelt]]></category>
		<category><![CDATA[umumi sulh ve insanlığın saadetini’istihdaf eden ayrı ideali gütmektedir."]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturkum.org/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[Dışişleri Bakanlığı’nın resmi belgelerine göre, Cumhuriyet döneminde Amerika Birleşik Devletleri-Türkiye diplomatik ilişkileri ilkin 1927 yılı Mayıs ayında Amerika’nın Ankara’ya bir büyükelçi ataması ile başlamıştır. Şöyle ki Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Dr.Tevfik Rüştü Aras’la, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Frank B.Kellog’un 1927 yılı başlarında Cenevre’de biraraya gelmelerinden sonra iki ülke arasında o güne kadar konsoloslukları aracılığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı’nın resmi belgelerine göre, Cumhuriyet döneminde Amerika Birleşik Devletleri-Türkiye diplomatik ilişkileri ilkin 1927 yılı Mayıs ayında Amerika’nın Ankara’ya bir büyükelçi ataması ile başlamıştır. Şöyle ki Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Dr.Tevfik Rüştü Aras’la, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Frank B.Kellog’un 1927 yılı başlarında Cenevre’de biraraya gelmelerinden sonra iki ülke arasında o güne kadar konsoloslukları aracılığı ile yapılan ticari, siyasi ve kültürel her türlü ilişkinin bundan böyle her iki ülkenin başkentleri olan Ankara ve Washington’da büyükelçilikler kurarak diplomasi kurallarına uygun bir biçimde büyükelçilikler eliyle yürütülmesi kararlaştırılmıştır.</p>
<p>Bu karar gereğince ABD Ankara’ya Joseph Grevv’u Büyükelçi sıfatıyla göndermiştir (Mayıs 1927). Joseph Grew, 12 Ekim 1927’de, ABD Cumhurbaşkanı Calvin Coolidge’nin imzasını taşıyan itimatnamesini Atatürk’e sunmuştur. İtimatnamede Başkan Coolidge, Atatürk’e en iyi dileklerini bildirmekte ve Büyükelçi Grew’un iki dostu ülke ilişkilerinin devamına çalışacağı ifade edilmektedir.</p>
<p>İki ay kadar sonra da, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Washington Büyükelçisi Ahmet Muhtar Bey, Başkan Coolidge’e güven mektubunu sunup göreve başlamıştır. Büyükelçilerin göreve başlamaları dolayısıyla Coolidge ile Atatürk birbirlerine en iyi dileklerini göndermişlerdir.</p>
<p>Böylece, Türkiye-ABD ilişkileri karşılıklı büyükelçilikler düzeyinde yeni bir döneme girmiştir.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı Arşivi’nde Atatürk ve ABD Başkanı Coolidge arasında teati edilen resmi mektuplar, büyükelçiler atanması ve 1927 yılı Aralık ayında bir kaza sonucu batan S/4 denizaltısı nedeniyle Atatürk’ün gönderdiği bir taziyet telgrafı ve bunun cevabından ibaret kalmaktadır.</p>
<p>1929 yılında ABD Cumhurbaşkanlığına seçilen Mr.Hoover’le Atatürk’ün yine diplomatik bir platformda yazışmaları elçilikler atanması, deprem gibi felâketler dolayısıyla üzüntülerini paylaşma, resmi bayramlarda karşılıklı kutlamalarla 1933 yılı Şubat’ına kadar sürüp gitmiştir. Bu arada daha sonra Atatürk hakkında bir kitap yazacak olan Charles H.Sherill, Başkan Hoover tarafından Ankara’ya ABD Büyükelçisi olarak atanmıştır. Charles H.Sherill 20 Mayıs 1932 günü Çankaya’da , Atatürk’e güven mektubunu sunmuştur.</p>
<p>Başkan Hoover’dan sonra, Mart 1933 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı’na Franklin Roosvelt seçilmiştir. Atatürk, ABD başkanları arasında en çok Franklin Roosvelt’e yakın olmuştur. Atatürk doğrudan Roosvelt’e çektiği 4 Mart 1933 tarihli telgrafında onu yürekten kutlamış; Roosvelt 10 Mart 1933 tarihli cevabi telgrafında, şahsı ve Amerikan milleti adına Atatürk’e teşekkür etmiştir.</p>
<p>İktidara geldiği günden başlayarak Roosvelt ile Atatürk arasında oldukça yakın ilişkiler ve yoğun yazışmalar görülür.</p>
<p>İki başkan her vesileyle birbirlerine yakınlıklarını, dostluklarını gösterirler. Başkan Roosvelt’e suikast girişimi olur. Atatürk derhal suikastçıları lanetler, Roosvelt’e geçmiş olsun der. Los Angeles’ta deprem, Texas’ta büyük bir kaza olur. İki başkan arasında taziyet telgrafları teati edilir. İki devlet başkanı her vesileyle birbirlerine yakınlıklarım, dostluklarını gösterirler.</p>
<p>İktidara geldikten kısa bir süre sonra, büyük devlet başkanlarına, dünya siyasal ve ekonomik barışını sağlamak için işbirliği çağrısında bulunur. Atatürk’ten hararetli destek görür. Atatürk, Roosvelt’in 16 Mayıs 1933 tarihli uzun mektubunu 18 Mayıs 1933 günü aynı düşünceler ve dileklerle cevaplandırmıştır. Atatürk’ün bu mektubu 20 Mayıs 1933 tarihli Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nde yayımlanmıştır.</p>
<p>Cumhuriyet’in l0.Yıldönümü! Bütün dünya ülkeleri devlet ve cumhurbaşkanları, krallar genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk’e kutlama mesajları göndermekte, Türkiye’nin 10 yıl gibi kısa bir sürede ulaştığı ilerlemeler ve çağdaş uygarlık dünyasında yerini alması övülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Roosvelt’in, Atatürk’e gönderdiği kutlama telgrafı şöyledir:</p>
<p>Amerika Birleşik Devleti Başkanı Franklin Roosvelt’ten Türkiye Cumhurbaşkanı Gazi M.Kemal’e</p>
<p>Tel.Washington</p>
<p>29.10.1933</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin onuncu yıldönümü münasebetiyle yapılan milli bayramda Zatı Alilerine en hâr ve samimi tebrikatımı arz eylerim.</p>
<p>Geçen bu on sene zarfında Zatı Alilerinin faal ve şuurlu idaresince Türkiye dünyanın en müterakki milletleri meyanına girmekle kalmayıp beynelmilel sulh cidalinin de başlıca lideri olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin mazhar olduğu inkişaf ve muvaffakiyetler dolayısıyla Zatı Alilerine en kalbi tebrikatımı takdim eder, gerek Amerikan milleti ve gerek kendi namına memleketinize daha büyük refah ve saadetler dilerim.</p>
<p>                                                                                   Franklin Roosvelt</p>
<p>Atatürk, Roosvelt’in bu içtenlik dolu tebriklerini şöyle cevaplandırmıştır:</p>
<p>Türkiye Cumhurbaşkanı Gazi M.Kemal’den Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Franklin D.Roosvelt’e</p>
<p>Tel. Ankara, 1.11.1933</p>
<p>Cumhuriyetin onuncu yıldönümü münasebetiyle Zatı Devletleri tarafından bana gönderilen lütufkâr temenni ve tebriklerden derin bir surette mütehassis oldum. Bundan dolayı Zatı Devletlerine hararetli teşekkürlerimi beyan ederim. Bütün Türkiye Zatı Devletleri tarafından girişilen asıl işi hakiki bir alaka ile takip etmekte ve dost memleket için tamamiyle tahakkuk etmesini temenni eylemektedir. Büyük Amerika Cumhuriyeti’nin mümtaz reisinden bu bayram günlerinde gelen dostluk sözleri bütün Türk milletince hissolunacaktır. Şahsi minnettarlığıma ve çok samimi dostluk temenniyatıma itimat buyrulınasını Zatı Devletlerinizden rica ederim.</p>
<p>                                                                                  Gazi M.Kemal</p>
<p>Başkan Roosvelt bununla da kalmamış Türkiye Cumhuriyeti’nin 10.Yıldönümü münasebetiyle, Atatürk’e övgü dolu aşağıdaki mesajı yayımlamıştır:</p>
<p>Amerika Reisicumhuru Franklin D.Roosvelt’in Mesajı</p>
<p>                                                                                  Washington, 2.11.1933</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin onuncu yıldönümünü birlikte tesit etmek üzere toplanmış olan Amerikalı Türk dostlarına, toplantılarına karşı duyduğum alakayı bildirmek isterim. Bir milletin tarihinde on sene gibi kısa bir müddet bir dönüm noktası teşkil edebilir, fakat bu müddet bilhassa Türk milletinin tarihinde pek hususî bir ehemmiyeti haiz bir dönüm noktasıdır. Bu nispeten kısa müddet zarfında Türk milleti hayatında ve müesseselerinde husule getirdiği ve derin akisler yapan yenilikler ve değişiklikler sayesinde terakki yoluna büyük bir emniyetle girmiş ve bütün dünyanın dikkat ve hayranlığını üzerine celbetmeye muvaffak olmuştur.</p>
<p>Dünyanın istikrar, sulh ve terakki içinde milli hayat süren memleketleri arasına girmeye ve hakikaten kendisine yaraşan mevkii almaya muvaffak olan Türkiye’nin Devlet Reisi Gazi Mustafa Kemal hazretlerinin bu uğur ve maksatta sarfetmekte olduğu kudretli hamleleri Amerikan milleti sempatik bir alaka ile takip etmektedir. Derin ve mütenevvi olan Türk reformlarının muvaffakiyetinde ki harikulade ehemmiyettir ki samimi tebriklere sebep teşkil etmektedir. Bu fırsattan istifade ederek sizlere iştirak ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti Reisi’ne devamlı muvaffakiyeti için kalb-i tebriklerimi ve Türk milletine refah ve saadeti için dost dileklerimi sunarım.</p>
<p>                                                                                    Franklin D.Roosvelt</p>
<p>İki başkan birbirlerinin milli günlerini kutlamayı hiç ihmal etmezler. Bu arada Başkan Roosvelt’in posta pullarına meraklı olduğunu öğrenen Atatürk 15 Haziran 1935’de Türk pullarından bir takım yaptırıp Washington Büyükelçiliği yolu ile Roosvelt’e göndermiştir.</p>
<p>Atatürk 1935 yılında dördüncü kez Türkiye Cumhurbaşkanlığı’na seçilir. Ertesi yıl Roosvelt ikinci kez ABD Başkanı seçilir. Atatürk ile Roosvelt yine birbirlerine mektuplar, telgraflar gönderirler.</p>
<p>1937 yılında Atatürk ile Başkan Roosvelt arasında geçen hoş bir olay, iki ülke başkanı arasındaki dostluğu daha ileri bir aşamaya eriştirmiştir. Olay basında da yankılar uyandırmıştır. Şöyle ki: Julian Bryan adında bir film operatörü Atatürk’ün, Çankaya’daki köşkünde çalışırken, Florya’da küçük Ülkü ile plajda oynarken filmini çekmiş, Amerika’ya dönünce bir kopyasını Başkan Roosvelt’e vermiştir. Başkan Beyaz Saray’da filmi izlemiş, çok hoşlanmış olacak ki Atatürk’e şu mektubu göndermiştir:</p>
<p>                                                                             Beyaz Saray, Washington,</p>
<p>       6 Nisan 1937</p>
<p>       Azizim Bay Cumhurbaşkanı,</p>
<p>Ahiren Türkiye’de Bay Julien Bryan tarafından alınmış olan filmi, birkaç akşam evvel, Beyaz Ev’de seyrettim. Nispeten kısa bir zamanda meydana getirdiğiniz pekçok şayan-ı hayret hususatı görünce hissettiğim şevk ve heyecanı size arz etmek istedim.</p>
<p>Kıymetli şahsiyetinizin, evinde ve plajda küçük kızınız ile oynarken çekilmiş olan resimlerinizi seyretmekle bilhassa bahtiyar oldum. Bu, sizin ve benim bir gün birbirimize mülâki olmak fırsatı bulacağımız ümidini bende bir kat daha takviye etti.</p>
<p>Nadir olan istirahat zamanlarımda, bana göndermek lütfunda bulunduğunuz Türk posta pulları koleksiyonunu seyretmekteyim. Bunlar üzerinde resmedilmiş olan manzaraları, bir gün kendi gözlerimle görmeyi ümit ediyorum.</p>
<p>Samimi saygılar ve halisane temennilerimle.</p>
<p>                                                                           Vefakârınız Franklin D.Roosvelt</p>
<p>Atatürk, Başkan Roosvelt’in bu samimi mektubuna şu cevabı vermiştir:</p>
<p>                                                                           Ankara, 25 Mayıs 1937</p>
<p>        Azizim Bay Cumhurbaşkanı,</p>
<p>Ahiren Türkiye’de Bay Julian Bryan tarafından alınmış olan filmi seyretmekten duyduğunuz memnuniyeti bildiren 6 Nisan 1937 tarihli lütufkâr mektubunuzu hakiki sevinç ile aldım. Mektubunuzda, ahvalü şerait müsaade eder etmez, birbirimize bir gün mülâki olacağımız ümidini de izhar buyuruyorsunuz.</p>
<p>Samimi duygularınız ve modern Türkiye’de elde edilen terakki hakkındaki takdirkâr telakkinizden dolayı size fevkalâde müteşekkir olduğuma inanmanızı rica ederim, Bay Cumhurbaşkanı.</p>
<p>Bu fırsattan istifade ederek Amerika Birleşik Devletleri hakkındaki hayranlığımı tekrar bildirmek isterim, bilhassa ki, bizim iki memleketimiz, umumi sulh ve insanlığın saadetini’istihdaf eden ayrı ideali gütmektedir.</p>
<p>Size bir an evvel mülâki olmak benim de samimi arzum olduğundan harikulade işler yapmış sevimli ve kuvvetli şahsiyetinizi Türkiye’de selâmlayacağım güne sabırsızlıkla intizar ediyorum.</p>
<p>Samimi duygular ve halisane temennilerimle,</p>
<p>                                                                           Vefakârınız K. Atatürk</p>
<p>Her iki mektup da o tarihlerde gazetelerde yayımlandığı gibi Ayın Tarihi Dergisi’nin Ağustos 1937 tarihli 44. sayısında da yayımlanmış, ayrıca Yunus Nadi “İki Büyük Cumhurbaşkanı Arasında” başlığı ile 11 Temmuz 1937 tarihli Ulus Gazetesi’nde birer başmakale yazarak iki devlet başkanının Türkiye ve Amerika arasındaki barışçıl yakınlığını övmüşlerdir.</p>
<p>Ancak buluşmak kısmet olmaz. Atatürk ertesi yıl hayata gözlerini kapar. Başkan Roosvelt TBMM Başkanı’na çektiği başsağlığı mesajında “en derin sempatilerini bildirir”. Kemal Atatürk’ün “ tüm dünyanın saygısını kazanmış” olduğunu belirtir.</p>
<p>Başkan Roosvelt, Atatürk’ün cenaze töreninde kendini temsil etmek üzere Ankara’daki Amerikan büyükelçisi Mac Murray’a özel görev vermiştir. 11 Kasım 1938 günü ABD Dışişleri Bakanı Mr.Hull, Washington’daki Türkiye Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek Başkan adına taziyetlerini bildirmiş, Amerikan halkının derin üzüntülerini belirtmiştir.</p>
<p>Sonuç olarak diyebiliriz ki, ABD Başkanı Roosvelt’le Atatürk’ün diplomasi alanında da olsa birbirlerine karşı duydukları saygı iki ülkenin barışa dönük ilişkilerini daha da artırmıştır.</p>
<p>Uzman Yurdagül Yüksel*</p>
<p>* Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı</p>
<p>Kaynak: ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 44, Cilt: XV, Temmuz 1999  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/ataturk-ve-roosvelt/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Taarruz Sonrası</title>
		<link>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/buyuk-taarruz-sonrasi/</link>
		<comments>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/buyuk-taarruz-sonrasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 19:31:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Taarruz Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[büyük taarruz sonrası anadolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturkum.org/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Sonu İzmir&#8217;e, sonu memleketin kurtuluşuna varan Büyük Taarruz, bütün dünyanın da kabul ettiği gibi, gerçekten akıllara durgunluk verecek bir deha eseridir.
Çağının en zeki, en güçlü ve kendini -ulusunu da- en beğenmiş adamlardan biri olan İngiltere Başbakanı Lloyd George bir konuşmasında, &#8220;Yüzyıllar çok seyrek deha yetiştirir. Şu talihsizliğe bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk milleti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sonu İzmir&#8217;e, sonu memleketin kurtuluşuna varan Büyük Taarruz, bütün dünyanın da kabul ettiği gibi, gerçekten akıllara durgunluk verecek bir deha eseridir.</p>
<p>Çağının en zeki, en güçlü ve kendini -ulusunu da- en beğenmiş adamlardan biri olan İngiltere Başbakanı Lloyd George bir konuşmasında, &#8220;Yüzyıllar çok seyrek deha yetiştirir. Şu talihsizliğe bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk milleti içinden çıktı. Mustafa Kemal&#8217;in dehasına karşı elden ne gelir ki?&#8221; dediğinde, tüm dünya uluslanna tercüman olduğunu biliyordu.</p>
<p>Afyon Cephesi&#8217;nin yapılışında, büyük bir devletin genelkurmayının en yetkili adamları bulunmuştu. Bu kurmaylarm verdikleri rapor şöyleydi: &#8220;Eğer Türkler, iki yüz bin asker harcayarak, bu cepheyi iki yılda yıkabilirlerse, dünyanın en kahraman adamlarıdır.&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal bu raporu okur, kısa bir süre düşünür, sonra gülümser: &#8220;Bu istihkamları sekiz saatte yıkarak Afyonkarahisar&#8217; ı ele geçireceğiz.&#8221;</p>
<p>Ancak, Mustafa Kemal bunları söylemeden önce, askeri hareketlerin bütün planlarını, en ince ayrıntılarına kadar hazırlamış ve bütün ihtimalleri belirleyerek hiçbir şeyi rastlantıya, kadere bırakmamıştı.</p>
<p>Üstelik Ankara&#8217; da bulunan bütün yabancı diplomatlar, 26 Ağustos günü, Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa Hazretleri&#8217;nin Çankaya&#8217; da vereceği çaya çağrılmışlardı. Bu çağrı, Anadolu Ajansı aracılığıyla tüm dünyaya duyurulmuştu.</p>
<p>Oysa o gün Mustafa Kemal, Akşehir yolundadır&#8230; Ve düşmana yapılacak o eşsiz baskının son ayrıntılarını, son kez gözden geçirmektedir.</p>
<p>Aynı gün, cephede Gazi, Büyük Taarruz&#8217;un planlarını ortaya koyar&#8230; Ve, huyu olduğu üzere, çevresindekilerin fikirlerini almaya başlar. Biri dışında hepsi, onun fikrine katılmaktadır.</p>
<p>Mustafa Kemal, karşı çıkan komutandan, fikirlerini yazılı olarak vermesini ister. Komutan şöyle yazar: &#8220;Bu plan gerçekleşirse, sonuç eşsiz olacaktır. Fakat, en ufak bir yanlışlık da bütün savaşı ebediyen kaybetmemize sebep olur. Bu kadar büyük bir riske girilmesinden yana değilim.&#8221;</p>
<p>Sabaha karşı Büyük Taarruz başlar&#8230; Plan gerçekleşir&#8230; Sonuç eşsizdir.</p>
<p>Mustafa Kemal, Meclis&#8217;ten, bütün subayların bir üst dereceye yükseltilmelerini ister. İsteği 24 saat içinde kabul edilir. Orduda bir ikinci bayram havası esmeye başlar. Herkes yakasına, bir yıldız, bir çizgi eklemenin mutluluğu içindedir.</p>
<p>Bu sırada Gazi, Büyük Taarruz fikrine karşı çıkmış olan kumandanla karşılaşır. O, rütbesini değiştirmemiştir.</p>
<p>Mustafa Kemal sorar:</p>
<p>-&#8221;Neden sizin bir yıldızınız eksik?&#8221;</p>
<p>-&#8221;Bildiğiniz gibi, ben bu taarruza karşı idim&#8230; Şimdi onun nimetlerinden yararlanmak için kendimde hak bulamıyorum.&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal, İsmet Paşa&#8217;ya döner:</p>
<p>-&#8221;İsmet, senin gibi yüksek bir komutanın yıldıza ihtiyacı yok,&#8221; der. &#8220;Bir yıldızını sök de bu arkadaşımıza ver. O da bu bayrama yeni rütbesiyle katılsın.&#8221;</p>
<p>Kaynak: Anılarla Mustafa Kemal Atatürk, İsmet Kür, Alfa Yayınları, ISBN: 978-975-297-924-6. Sayfa:92-94</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/buyuk-taarruz-sonrasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hadi Bakalım Zeybek Oynayacağız</title>
		<link>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/hadi-bakalim-zeybek-oynayacagiz/</link>
		<comments>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/hadi-bakalim-zeybek-oynayacagiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 19:25:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[efe]]></category>
		<category><![CDATA[efeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hadi Bakalım Zeybek Oynayacağız]]></category>
		<category><![CDATA[HAYDİ BAKALIM ZEYBEK OYNAYACAĞIZ atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[zeybek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataturkum.org/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[Bir başka akşam, fasıldan sonra bir semai çalarak konsere son verdik. Atatürk şöyle dedi:
- Her fasıl peşrevle başlıyor, saz semaisiyle bitiyor. Dörder &#8220;hane&#8221; olarak yapılan bu eserlerin, özellikle saz semailerinin tavrı aşağı yukarı birbirlerinin aynı. Bizlere heyecan verecek, ruhumuzu okşayacak zeybek havaları gibi kıvrak ezgilerle düzenlenseydiler olmaz mıydı? Acaba bestekârlarımız neden bunu göz önünde tutmamışlar?
Gazi&#8217;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir başka akşam, fasıldan sonra bir semai çalarak konsere son verdik. Atatürk şöyle dedi:<br />
- Her fasıl peşrevle başlıyor, saz semaisiyle bitiyor. Dörder &#8220;hane&#8221; olarak yapılan bu eserlerin, özellikle saz semailerinin tavrı aşağı yukarı birbirlerinin aynı. Bizlere heyecan verecek, ruhumuzu okşayacak zeybek havaları gibi kıvrak ezgilerle düzenlenseydiler olmaz mıydı? Acaba bestekârlarımız neden bunu göz önünde tutmamışlar?</p>
<p>Gazi&#8217;nin bu buluşları harikaydı. O ara salon orkestrası konserine başladı. Yerimden kalktım. Beni de ilgilendiren bu buluş üzerine hemen bir eser yazmak ve hemen orada arzularını yerine getirmek için tenha bir yere çekildim. Bir kâğıt parçasına o anda doğan ezgileri Hamparsum notasıyla tespit ettim, dördüncü haneye de zeybek temposunda bir oyun havası ekledim. 15 dakika gibi kısa bir sürede oluşturduğum bu eseri bir daha gözden geçirdim, kendim de beğendim.<br />
 Mükemmel bir &#8220;Nakriz Saz Semaisi&#8221; bestelenmişti.<br />
Yirminci dakikada salona girdiğim zaman orkestra dans havaları çalmaya devam ediyor, Atatürk sofra başında yanındakilerle konuşuyordu. Beni görünce:<br />
- Neredeydin?<br />
- Paşam, emirlerinizi yerine getirmek üzere dışarıya çıkmış idim. Müsaade buyurursanız, şimdi bestelediğim &#8220;Nikriz Saz Semaisi&#8221;ni dinleteceğim.<br />
Paşa hayret etmişti. Derhal tamburla eseri çalmaya başladım. İlgiyle, dikkatle izliyordu. Son hanenin zeybek usullerine başlar başlamaz:<br />
- Bravo! Aferin evladım&#8230; diyerek arkalarında İnönü&#8217;nün de bulunduğu konuklarına:<br />
- Haydi bakalım, hepimiz zeybek oynayacağız!<br />
Tekrar tekrar bu eseri çaldırdılar ve zeybek oynadılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/hadi-bakalim-zeybek-oynayacagiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyette Angarya Diye Birşey Yoktur</title>
		<link>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/cumhuriyette-angarya-diye-birsey-yoktur/</link>
		<comments>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/cumhuriyette-angarya-diye-birsey-yoktur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 19:08:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk anıları]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyette Angarya Diye Birşey Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[yakup cemil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ataturkum.org/deneme/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[Cumhuriyetin ilanından sonra idi. Karadeniz&#8217;de bir geziye çıkmıştı. Kendisine eşlik edenler arasında bulunuyordum. Rize&#8217;ye geldik. Yolların düzgünlüğü ilgisini çekmişti. Vali&#8217;ye:
- Yollarınızı nasıl bu hale getirebildiniz? diye sordu. Vali de anlattı. Bütün yakın köylüleri jandarmalarla toplattırmış ve yol onarımında çalıştırmış.
Atatürk&#8217;ün kaşları çatıldı. Oldukça sert bir dille:
- Vali Bey, dedi &#8220;Corvee&#8221; nedir bilir misiniz? Öyle ise ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyetin ilanından sonra idi. Karadeniz&#8217;de bir geziye çıkmıştı. Kendisine eşlik edenler arasında bulunuyordum. Rize&#8217;ye geldik. Yolların düzgünlüğü ilgisini çekmişti. Vali&#8217;ye:<br />
- Yollarınızı nasıl bu hale getirebildiniz? diye sordu. Vali de anlattı. Bütün yakın köylüleri jandarmalarla toplattırmış ve yol onarımında çalıştırmış.<br />
Atatürk&#8217;ün kaşları çatıldı. Oldukça sert bir dille:<br />
- Vali Bey, dedi &#8220;Corvee&#8221; nedir bilir misiniz? Öyle ise ben söyleyeyim: Angarya demektir. Ve şunu da bilmeniz lazım ki, kanunsuz hiçbir vatandaşı işten alıkoyamaz, onu çalışmaya zorlayamazsınız. Cumhuriyette angarya diye bir şey yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/cumhuriyette-angarya-diye-birsey-yoktur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yakup Cemil</title>
		<link>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/yakup-cemil/</link>
		<comments>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/yakup-cemil/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 19:06:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk anıları]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraflarla atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[yakup cemil]]></category>
		<category><![CDATA[yakup cemil kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[yakup cemil ve atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ataturkum.org/deneme/?p=87</guid>
		<description><![CDATA[Savaşın ortalarında Binbaşı Yakup Cemil (Babıâli baskınında Mazım Paşa&#8217;yı öldüren) savaşın kötü yöneltilmesinden ve memleketin felakete gitmesinden dolayı bir hükümet darbesi yapmaya girişti. O gece Enver Paşa&#8217;yı öldürecekti ve kuracağı hükümette Mustafa Kemal Paşa, Harbiye Nazırı (Milli Savunma Bakanı) ve Başkomutan Yardımcısı olacaktı.
Bir arkadaşı hükümete sır vermiş, Yakup Cemil idam edilmişti.
Atatürk bana demişti ki:
- Yakup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Savaşın ortalarında Binbaşı Yakup Cemil (Babıâli baskınında Mazım Paşa&#8217;yı öldüren) savaşın kötü yöneltilmesinden ve memleketin felakete gitmesinden dolayı bir hükümet darbesi yapmaya girişti. O gece Enver Paşa&#8217;yı öldürecekti ve kuracağı hükümette Mustafa Kemal Paşa, Harbiye Nazırı (Milli Savunma Bakanı) ve Başkomutan Yardımcısı olacaktı.<br />
Bir arkadaşı hükümete sır vermiş, Yakup Cemil idam edilmişti.<br />
Atatürk bana demişti ki:<br />
- Yakup Cemil, girişimini başarsaydı, ben yeni görevi kabul ederdim. Fakat Harbiye Nazırı olunca ilk işim Yakup Cemil&#8217;i kurşuna dizdirmek olurdu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/yakup-cemil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Portre</title>
		<link>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/portre/</link>
		<comments>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/portre/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 18:45:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Portre anısı]]></category>
		<category><![CDATA[portre atatürk anısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ataturkum.org/deneme/?p=67</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;un kurtuluşundan yirmi üç gün sonra Cumhuriyet ilan olunur ve Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçilir. 1924&#8242;ün 2 Ocak tarihinden 22 Şubat&#8217;ına kadar İzmir&#8217;de bulunur. İzmir&#8217;e giden bir Kurul arasında Çallı İbrahim de vardır.
Çallı, Atatürk&#8217;le karşılaşır ve kendisine:
- Türk milletinin gönlündeki Mustafa Kemal&#8217;in portresini yapmama izin verir misiniz Paşam? der. Atatürk de:
- Mademki gönüllerde yaşayan Mustafa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul&#8217;un kurtuluşundan yirmi üç gün sonra Cumhuriyet ilan olunur ve Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçilir. 1924&#8242;ün 2 Ocak tarihinden 22 Şubat&#8217;ına kadar İzmir&#8217;de bulunur. İzmir&#8217;e giden bir Kurul arasında Çallı İbrahim de vardır.</p>
<p>Çallı, Atatürk&#8217;le karşılaşır ve kendisine:</p>
<p>- Türk milletinin gönlündeki Mustafa Kemal&#8217;in portresini yapmama izin verir misiniz Paşam? der. Atatürk de:</p>
<p>- Mademki gönüllerde yaşayan Mustafa Kemal&#8217;i çizmek istiyorsun, benim modelliğime gerek yok, yanıtını verir.</p>
<p>Daha sonra Çallı, bazı araştırmalarına dayanarak Atatürk&#8217;ün koltukta oturur, sivil giysili/fraklı tablosunu oluşturur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataturkum.org/2010/01/06/portre/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
